İktidar, yalnızca tahtların, silahların ya da sınırların meselesi değildir;
Tarih yalnızca geçmişin kaydı değil; insanın kendini anlamaya çalıştığı aynalardan biridir.
Hayat… Ne eksik, ne fazla bir kelime. Ama içine dünyayı sığdırır.
Bazı kitaplar vardır, yalnızca okunmak için değil; durup düşünmek, susup dinlemek, sonra yeniden sormak içindir.
Sessizlik içinde düşünmenin unutulduğu, kesin doğrulara sıkı sıkıya sarılmanın bir güven değil bir uyuşukluk hâline geldiği çağlarda...
Aşk… Şiirlerde övülmüş, şarkılarda söylenmiş, romanlarda tüketilmiş o tarifsiz duygu. Ama nedir gerçekten sevmek?
İnsan, yalnız aklın ve inancın değil, aynı zamanda şüphenin ve tereddüdün de varlığıdır.
Karanlığın içinden karanlığı gözlemleyen bir yazar varsa, o da Franck Thilliez’dir.
Bir insanın başına gelebilecek en ağır felaketin ortasında, hâlâ bir "neden" arayabilmesi mümkün müdür?
Bazı isimler vardır ki sadece bir dönemin değil, bir zihniyetin, bir idealin ve bir medeniyetin izdüşümüdür.
Kayıp Halka İslâm-Türk Felsefe-Bilim Tarihinin Anlam Küresi
Beş Şehir nasıl bir kitap mı?
Bu Ülke, bir aydının iç hesaplaşması, bir kalemin sarsıcı isyanıdır.
Batı, gerçekten hayranlık duyduğumuz gibi mi?
İnsan neden sever, neden yok eder?