TBMM GİZLİ CELSELERİ-126.İN’İKAT-30 Aralık 1920/2.Celse
1-Çerkez Ethem meselesi üzerinde cepheyi teşriften dönen mebusanın izahatı
Mahmut Celal Bey(Saruhan): Muhterem arkadaşlar,hatırlarsınız ki bir hayli zaman evvel Kuvvei Seyyare kumandanlarıyla Garp Cephesi Kumandanı (İ.İnönü) arasında bir sui tefehhüm hasıl olmuştu ve bunu sureti hususiyede işitmekte idik.Bununla gayrı resmi olarak gerek reisimiz Paşa Hazretleri ve gerek Heyeti Vekile ve bazı zevat meşgul bulunuyorlardı.Son zamanlarda ki birkaç gün evvelisi sureti hususiyede bazı arkadaşlarla beraber içtimai hususi aktedildi ve orada muhterem reisimiz Paşa hazretleri bu meseleyi mevzuu bahis ederek bize hususi vazife verdi ve gidiniz şu,şu esasları orada kendilerine tefhim ediniz dediler.
Bize hatırladığıma nazaran,orada söylenilmek üzere söylenilen sözler şunlardan ibaretti: Bila kaydu şart B.M.Meclisinin emrine itaat olunacaktır. Kendileri cephede vaziyet alıp, bila kaydu şart kumandaya tabi olacak ve itaat eyleyeceklerdir. Kuvvai Seyyarenin şurada burada bulundurduğu irtibat zabitlerinin hususi şifreleri ellerinden alınacak ve onlar sırf bir vazifei insaniye ifa ettikleri iddia olunduğu yani kuvvai seyyarede müstahdem efrad ve zabitanın ailelerine de baktıkları için onların vazifeleri devam edecek ve ancak ordu şifresiyle muhabereye mezuniyet verilecektir. Kuvvei Seyyare rast geldiği yerden asker celp ve cem etmeyecektir ve ahzi asker şubeleri diğer orduda olduğu gibi muayyen kadrolarını ikmal zımnında asker vereceklerdir. Ve bunlar da bunu kabul ederek bu suretle hareket olunması ve daha hatıra gelmeyen ihtimal ki böyle inzibata,zabtü rapta taalluk eden esaslı maddeler de mevcut idi. Biz arkadaşlarımız Vehbi,Eyüp,Sabri,KILIÇ ALİ BEY, Reşit Beylerle gittik. Emir Paşa Hazretlerinin rahatsızlığına binaen onlar kaldılar. Reşit Bey’de dahil olduğu halde Kütahya’ya gittik. Yalnız şu anda efendiler çok mühim bir vaziyet karşısında bulunuyoruz ve diyebilirim ki maksadımızın istihsali uğrunda yaptığımız mücadelelerin tam bir dönüm noktasında bulunuyoruz
Yani ben kendi hesabıma ait olmak üzere söylüyorum.Meseleyi gözümün önüne getirdiğim zaman bir taraftan zekasına,İrfanına,Liyakatına,Hüsnüniyetine hiç şüphesiz vatanseverliğine itimat ettiğim kumandanlar ,diğer taraftan bu meselenin ta bidayetinden itibaren kuvvei bazusuna güvenmiş,ortaya atılmış,çalışkan arkadaşlarımız.Bunların bir an için sırf memleket istiklalini müdafaa için eline aldıkları silahların,bu memleketin öz evladının sinesine çevrildiğini tasavvur ve tahayyül etmek bile hepimiz için dilsüz bir meseledir.Heyetiniz yani giden bu hususi heyet sırf bu meseleyi gözü önünde bulundurarak bunun vukuu bulmasına,bu meseleyi define çalışmayı en samimi emel ittihaz etmişlerdir ve bunun husuli ile mazallahu taala, memlekette hasıl olacak şuriş ve felaketten müteessir,müteellim bulunuyorduk.
Oraya Kütahya’ya vardık. Bu his altında bizi orada bulunan kumandanlar istikbal ettiler.Gece akşamüzeri vasıl olmuştuk.Misafir ettikleri hanede Reis Paşa Hazretlerinden bir telgraf aldık.O telgrafta deniliyordu ki; Kuvvei Seyyareden bazı efradın cepheden gelerek,Kütahya ve Gediz de vaziyet aldıkları müstahberdir. Bu mesele hakkında kati malumatınızı bildiriniz. Biz o dakikaya kadar gördüğümüz şahit olduğumuz meseleleri….
Memduh Bey(Karahisar Şarki) :Telgraflar okunsun Paşa Hazretleri
Mustafa Kemal Paşa(Ankara): Benim yazdığım telgraf takriben şu idi: Birinci Kuvvei Seyyare Garp cephesi kumandanının malumat ve tensibi olmaksızın…mıntıkasında bulunan bir alayı cepheye tevzi ederek kendi sebükbar kuvvetlerini Gediz’de Pehlivan ağa müfrezesini Kütahya’da tahşit etmiş olduğunu istihbar ettim.bunun mana ve mahiyetini sureti katiyede anlamak isterim.
Mahmut Celal Bey(Devamla):Paşa Hazretlerinin şüphesiz buyurdukları gibidir.Mesele biz orada gördüğümüz birkaç saatlik vaziyetten mülhem olarak sui tefehhümü mucip bir maksat yoktur.Aynı zamanda cephede kumanda etmekte olan Ethem Bey’in biraderi Kütahya’ya gelecek ve kendisi ile görüşeceğiz.Görüştükten sonra neticeyi bertafsil arzederim diye cevap verdik.Ertesi gün Tevfik bey cepheden avdet ettiler.Ethem Bey,Reşit Bey ve arkadaşlar beraber olduğu halde meseleyi mevzu bahis ettik. Sözümün bidayetinde arz eylediğim hususi celsede söylenmesi lazım gelen sözleri Vehbi Bey arkadaşımız kendilerine tamamen anlattılar. Bir sukunet içerisinde dinlediler. Ve bunları tamamen kabul ettiklerini ve aynı şekilde hareket edeceklerini ve hatta Tevfik Bey ilave etti,”Ben aynı zamanda askerlik de ettim,orduda bulundum.Zabtu Rapt ve inzibat olmayınca orada hiçbir zaman muvaffakiyet hasıl olmayacağını biliyoruz ve böyle hareket edeceğiz” dediler. Sonra kendileri ordu tarafından alınan tedabirden bahsettiler. Bazı efradının hasta ve izinli efradının avdetinde silahlarının alındığını ve üzerlerinin taharri edildiğini söylediler. Biz onları orada not etmiştik. Bunlardan da sarfı nazar edilmesini bizim vasıtamızla rica ettiklerini anlattılar. Aynı zamanda şunu söylediler. “Bizim yaptığımız harekatta,aldığımız tavır ve vaziyette hata ve sevap vardır.Bunun hatasını müterifiz.Sevap gördüğümüz noktalar da şunlardır.Uzun boylu müzakere cereyan etti.Aynı zamanda biz öyle zan altında bulunuyoruz ki;Kuvvayı Milliyenin yani Kuvvei Seyyarenin ortadan kaldırılması musammemdir.Bu mesele bu gün için münaziünfih olan bir meseledir ve biz bundan tamamen sarfı nazar ediyoruz.Asıl olan bu meselenin hallidir” dediler. Ben de bütün bu teklifatı kabul ediyoruz ve yapacağız.Teminatı fiiliye isteriz.O teminatı fiiliyeyi de bir çok zamanlar işitmiş bulunuyordum,ki bazı kumandanların tebdilinden ibaret,bazı kumandanların tayinlerini istiyorlardı.Bu cihet olamazsa bitaraf bir şekil ve sureti hal düşündüklerini,yani üç-dört suret düşündüklerini söylediler.Arkadaşlar orada o müzakereden ne suretle mülhem olmuş isek bir telgrafla buraya arzı malumat eyledik,ki gördüğümüz ve ihtisasatımız bu merkezdedir,bu şekildedir,bunlar tespit edilmiştir.
Heyet ve B.M. Meclisi Reisi arasında karşılıklı gönderilen Telgraflar okundu (Ancak bu telgrafların mahiyeti ve içerikleri kitaplarda yok.araştırmak lazım gelir- TBMM arşivlerinden- Rauf AYDEMİR)
Mahmut Celal Bey(Devamla):Emniyet tertibatından maksadımız, cepheden Kütahya’ya efrat getirmişlerdi ve Gediz den de haberdar değildik. Fakat kuvvetle zannediyorum ki Gedizde de tedabir alınmış idi.Bir zabitin oradaki Altuntaş müdüriyetine tehditamiz yazdığı bir mektup idi.Bunu nahiye müdürü almış,gerek kumandana ve gerek nahiye müdürüne malumat vermek üzere gelmiş idi.(Telgraf Bakiyesi okundu) ardından Kemal Paşa Hazretlerinin cevabi telgrafı okundu
Biz bu telgrafı aldığımız zamanda meselenin hallolunduğunu ve binaenaleyh bu zabtü rabt hususunda esas itibarıyla kendileri de kabul ettiği için bir mesele kalmadığını ve heyeti vekilenin bunu sırf tehdit maksadıyla yazmış olabileceğini aradaki münaziünfih olan meselelerin resmen halli faslı demek olacağını kendilerine izah etmek istedik.Fakat maalesef muvaffak olamadık.Zaten bu birinci meselede onlarda kabul etmiş bulunuyorlardı.Asıl bu onların tabiri veçhile söylüyorum.Emniyeti fiiliye hasıl olabilmek için bu Fahreddin bey’in yerine tampon vazifesini görmek üzere (kendi tabirleridir)Kazım Bey’in tayini,Refet Bey dahiliye vekaleti vazifesine avdet etmeyip orduda kumandanlık edecekse…..Eğer Dahiliye vekaletine Refet bey avdet edecekse onun yerine herhangi bir zatın gerek fırka ve gerek ordu kumandanlığına tayini,orduca resmen tetkik edilmesine işarettir.Bunu kendilerine demek istedik.Bu mesele hakkında vazıh malumat almak ihtiyacında olduklarını söylediler.Binaenaleyh bu iki nokta müphem kalmıştır.Biz burada görüşmek üzere avdet etmek üzere bulunduğumuz bir zamanda Kütahya’ya Vagon Mühimmat ve asker geliyor.Bu o aradaki Kuvvei Seyyare efrad ve zabitanı arasında heyecanı mucip oldu ve ne maksatla geldiğini henüz bilmiyorlardı. Yalnız Fırkalardan birisinin Kışlamak üzere Kazım Bey Kumandası altında oraya geleceğini haber aldıklarını söylüyorlardı.Ve bu hasmane bir vaziyetmidir? Bu tayin olunamadığı için tereddüt ediyorlardı ve heyecanının saiki aslisi de bu idi.Onlarda orada kendilerine ait olan malzeme vesaireyi cephenin gerisine çekiyorlardı..Bizde bittabi endişeli bir vaziyette idik.Maksad anlaşılmadan eğer silah patlayacak olursa,korktuğumuz bir vaziyetin gözümüz önünde vukua geleceğini anlıyorduk.Bu anlaşılmadı.Hatta biz dahi bizzat meşgul olduk.Askerin ne için gelmekte olduğunu sorduk.Gece yarısı işittiğimize nazaran mahallata söylemiş bulunuyorlar. Refet Bey kumandası altındaki askerlerin Karahisara geldiklerini ve orada tertibat alındığını,istihbar ettiklerini söylediler. Bu vaziyet; Eskişehir’den asker sevk olunduğunu, Karahisar’a Refet Bey’in kumandası altında asker geldiğini görünce haklarında fiili hareketin başladığına hükmettiler. Bunu bize serahaten söylemediler. Fakat aldıkları tertibat ve vaziyet dolayısı ile anlıyorduk. Yalnız kendilerine buraya asker geldiği taktirde ne vaziyet alacaklarını sual ettik ve dediler ki; biz muzdar kalmadıkça silah çekilmeyeceğini ve bize İsmet bey’de söyledi zannederim, kendilerinden işittik ve böyle hüküm verildikten sonra İsmet Bey’inde bir telgrafı geliyor.Oraya asker gelecektir.Siz Gediz cihetlerine gidiniz,diye.O kendilerini biraz müsterih etmiştir.Fakat vaziyetleri tamamen endişeli idi. Biz bir iki defa avdetimiz için kendileriyle müzakere ettik.Müzakeremizde müspet bir netice istihsal edemedik.Olu filan dediler fakat avdet mümkün olamamıştı ve sabahleyin bize ototrezin hazırdır,istediğiniz zaman hareket edebilirsiniz
Dr.Suat Bey(Kastamonu): Hangi tarihte
Mahmut Celal Bey(Devamla): Dün sabahleyin.Reşit Bey; Ben kalacağım burada.Siz gidiniz dedi ve bizi alelusul teşyi ettiler.Hatta biz kendilerine veda için gittiğimiz zaman Ethem Bey gayet müteessir bir tavır ve vaziyette,sabahleyin B.M.Meclisi Riyasetine ve Heyeti Vekiliye Garp Cephesi Kumandanlığına ve Karahisara bir telgraf çektiğini söyledi ve o telgrafı da hiç şüphe etmem ki büyük bir teessürle burada okumuşsunuzdur.Düşünce itibarı ile gayet sakat ve bu işi iğlak etmekten başka bir işe yaramaz. Arkadaşlar Müttefikan bu hareketin doğru olmadığını kendisine anlattık ve ümit etmek isteriz ki siz bu fikrinizde samimi değildiniz. Her halde yine anlaşmak için böyle bir tehdit şeklinde bir vesile ortaya atıyorsunuz. Demek istedik.Bunu açıkça ben deniz Ethem bey ve Reşit Bey’e söyledim.İstasyonda son ayrıldığımız zaman ancak bu manayı anlayabiliyorum.Çünkü başka türlü son fişenk atılınca ya kadar bir itilafa müsait vaziyetteyiz dedi ve oradan ayrıldık efendiler.
Bendeniz, unuttuğum noktalar ve hatırımdan çıkmış bazı şeyler olmakla beraber meşhudatı ancak bu suretle hikaye edebildim ve bunlar noksandır,fazla değildir
Sonra şunu da ilaveye mecburum ki efendiler,orada pek ağlanacak,hüzünlü dakikalar yaşadık.Bu memleketin istiklalini,namusunu,şerefini müdafaa için silaha sarılan arkadaşlardan ilk hareketlerinden itibaren, son Demirci ve Gediz muharebelerinden itibaren bunlara ait bir çok menakibi kahramanane dinledik ve bunların içerisinde ezcümle Reis Paşa Hazretlerine ve meclise söyleyiniz.Bize kurşun atmasınlar.Biz memleketin namusunu müdafaa için ortalığa atıldık ve sizden yalvarırız,istirham ederiz bu sui tefehhümü müslihane hallediniz. Balıkesir ve havalisinde bunları söyleyen zatı tanırlar.Anzavur’un tedibinde en ziyade amil olan bir zattır. Battal Gazi Namını alan Parti Pehlivandır.Böyle hazin ve elim bir tesir altında oradan ayrıldık.Giderken bizim askerlerin kırmızı ve yeşil çekerek safı harp halinde Kütahya üzerine yürümekte olduklarını gördük ve insan şüphesiz ki bunların el ele vererek düşmana saldırmalarını ve esasen maksad bir olduğu halde vazifei uhuvvetini pek dilarane pek kahramanane düşmana karşı ifa etmelerini temenni etmekten meni nefs edemiyor.İsmet Bey’i gördük orada ve İsmet Bey’e böyle olduğu gibi müşahedatımızı söyledik.İsmet Bey,bilirsiniz ki gayet temiz ve kahraman bir askerdir.O da vaziyetten müteessir olduğunu,Fakat disiplin temin etmek imkanı olmadığını bize anlatmak istedi ve her halde çarei itilaf bulunmasını rica ettik. Mütalamızı sordu .Biz vaziyeti olduğu gibi teşrih ettik. Bunu esasa rabtetmek yine sizlere aittir. İsmet Bey dedi ki; şöyle hatırlıyorum.Benim için yapılacak çare, bu zevat kumanda mevkiinden çekilsinler.İlerde yine memleket hidematına koşmak vaziyetinde bulunmak için çekilsinler. Münasip gördükleri bir yerde otursunlar ve yine biz bu Kuvvei Seyyareyi ,yine evvelce olduğu gibi tanzim eder tertip ederiz. Ve bu gün bundan başka düşündüğüm bir mesele yoktur.Buraya geldik.
Efendiler. Yalnız Eskişehir de af buyurunuz gerek Kütahya’da şunu da ilave edeyim ki; tarafeynin vukuatı bilhassa bizim bildiğimiz meseleyi lüzumundan fazla mübalağa ettiklerini gördük.Zannederim her hangi bir meselede böyle mühim ve vatani meselelerde işin içine hırs girdiği zaman mantık gaip olur. O mesele hallolunmaktan pek uzak bulunur.Bu işin içine hırs girdiğini anlıyorum ve bu gün dahi şu dakikada fena yazılmış olan telgrafın buraya gelmiş ve alakadar zevatın resmen nazarı dikkatlerine vazedilmiş olmasına rağmen kan dökülmeden meselenin hallini temenni ediyorum. Zannediyorum ki buna imkan vardır.Bilhassa atiyi ve vaziyeti kurtararak ve tarafeynin hiç şüphesiz hepimiz onların şerefiyle mukayyediz. Ve onların şerefini nazarı dikkate alarak,atiyen dahi mazarrat vermeyecek bir şekilde meselenin hallini bu meclisin necabetinden ve heyeti vekilenin ulüvvi cenabından bekliyoruz. Bilhassa Reis Paşa Hazretleri de bir buçuk aydan beri ebri meseleyi kemali dikkatle yakından takip etmişlerdi.Buna da kaniim ki; had bir devreye varmadan yani silah patlamadan işe hüsnü hatime vermek isterler.Bizim ihtisasımız bundan ibarettir.Çaresi meselesini de hep beraber düşünmek zaruretindeyiz.
Bir Mebus: Siz nasıl bir itilaf imkanı tasavvur ediyorsunuz?
Mahmut Celal Bey(Devamla):Bendeniz ferden,şahsen kati olarak şu diyemem.fakat yine tarafeynin şeref ve haysiyetini kurtarmak ve vaziyeti atiyemizi tehdit etmeyecek bir şekil bulmak herhalde lazımdır.Fakat bunu serahaten şimdi söyleyemeyeceğim.Hatıra gelenler söylesinler belki bendeniz de bir şey düşünebilirim.
Salih Efendi(Ersurum): Ethem Bey’in son yazdığı telgraf yeni bir zihniyet üzerine mi yazılmıştır?Yoksa eskiden beri mevcut olan bir zihniyetle mi yazılmıştır? Bu mesele hakkındaki ihtiasasatınız neden ibarettir?
Mahmut Celal Bey(devamla): Bu çok mühim bir meseledir.Biz arzettiğimiz veçhile kendilerine veda ettiğimiz zamanda böyle bir telgraf çekildiğini bize söylediler ve o zamana kadar haberimiz yoktu.Olsaydı bu vaziyeti yüzde yüz tehlikeye düşüreceği için memlekette sırf silah patlamaması için buna mani olmaya bütün kuvvetimizle çalışırdık. Telgrafın bize çekildiğini telgraf müdürünün imzası olduğu halde kopyesini gösterdiler. Ve orada son vaziyette yani bu işin öyle tahmin ediyorum silah patlamadan hallolunmayacağına kanaat hasıl ettikten sonra bu telgraf çekilmiş olacaktır. Sonra bendeniz Reşit Bey’e serahaten istasyonda ayrılırken bunu da söylemiştim maruzatım meyanında ,yine tekrar ediyorum: Ben bu telgrafı gayet sakat buluyorum ve ümit etmek istiyorum ki siz bunu tehdit ederek uzlaşmak için bir vesile ittihaz etmek istiyorsunuz.Bunun bütün sakat olmasına rağmen bir vesile izhar etmek istiyorsunuz.Evet dedi, mesele böyledir ve biz ilk fişenk atılınca ya kadar itilaf etmek isteriz.Fakat belki bunun evveliyatı olabilir ve belki evahiri vardır.Meşhudatım bu mesele hakkında bundan ibarettir yalnız malum olan bir mesele varsa telgraf gayet ağır ve sakattır. Gerek zihniyet ve gerek fikir ve mütalaa itibarıyla sakattır.Onda hiç şüphe yoktur.
İhsan Bey(Cebelitarık): Müsaade buyurulur mu? Celal Bey’den bir şey soracağım.Sizin Reşid Bey’in biraderlerine tebliğ edeceğiniz mesaili kabul etmiş ve bunu kardeşlerine de kabul ettirmeyi taahhüt etmişti.Kendisinin orada kalışı hissediyorum ifadatınızda…
Mahmut Celal Bey(Devamla):Arzedeyim efendim.Tevfik Bey geldiği vakit görüşmek üzere… dedi. Hatta isim tasrih ederek Reşit kardeşim böyle hepimizin kabul edeceği bir meseleyi size söz vererek avdet ederseniz netice itibarıyla mahçup olabilirsiniz ve biz emniyeti fiiliye isteriz ve o emniyeti fiiliye de şundan ibarettir.Bu husule gelirse itminanı temine biz burada çalışabiliriz ve bu mesele burada tespit edilmeden avdet ederseniz meseleye hal edilmiş nazarıyla bakamazsınız,aldanırsınız.dediler.Bu meselde Reşid’e hakkı kelam vermediler.
Vehbi Bey (Karesi): Yalnız efendiler,bir kelime ilave etmekliğime müsaade buyurunuz.Biz tarafeynin istinat ettikleri delillerin haklı veya haksız olması üzerinde tevekkuf etmedik.Onlar tarafından kemali inzibat ile itaat edeceğiz cevabı verilince ona hallolunmuş nazarıyla baktık.Binaenaleyh tarafeynin şu veya bu cihetle haklı,şu veya bu sebeple haksız olduğu yolunda mana çıkartılmamasını sureti mahsusada rica ederim.
Emin Bey(Eskişehir): Efendim,dün akşam Paşa Hazretleri,Ethem bey Tarafından yeni bir hükümet teşkili,böyle bir vaziyet tesisi için veyahut tertibat alındığı hakkında bir söz söylemişti ve bahis buyruldu bu son vaziyetten hasıl olmuş bir fikir değildir.Bir şeysi varmış.Anlaşılıyor.Lütfen bu bapta izahat buyurur musunuz?
Vehbi Bey(Karesi): Efendim insanın bu gibi mesailin içinde bulunması talihinin fenalığına atfetmekten başka bir şey değildir.Çünkü Celal beyefendi tamamen tasvir etti ve arkadaşların kanatlarına ,hissiyatlarına tercüman oldu.Buna bendenizin de kanaatım namına ilave edecek bir şeyi varsa henüz silah patlamak ihtimali mevcuttur. Çünkü bir tarafı dinliyorsunuz.O bir taraf kurşun atmadıkça, ben de kurşun atmam diyor..Bilalüzum vaziyetin verdiği his üzerine kendi üzerlerinde uyandırdığı hissiyat neticesi ufak şeylerden nem kapıyor.Bir kar topu ki eritmek lazımdır. Silah patlamaksızın meclisi aliniz hallederse bu güne kadar vatana ettiğiniz hizmetlerin en büyüğünü etmiş olursunuz.Bendeniz bunu rica ediyorum Şöyle de olur menedilir,böyle de olr menedilir.Bunu selameti fikirle meneder hatıra gelir ve bunu şimdi düşünmek olmaz heyeti celilenizde.Çünkü birisinin hatırına bir şey geliyor söylüyor meseleyi iğlak ediyor. Bir encümen intihap edilmek şartıyla ve o encümen on onbeş kişilik teşkil olunur.Bu meseleyi tetkik eder .Orada etrafıyla düşünür.her kes elini vicdanının üzerine kor,tetkik eder. Meclis bu meselede hissiyatına tabi olmaya hakkı vardır.Fakat bundan tecerrüd ederek,vakayii göz önüne getirerek bir karar ittihaz ederler.Bize getirirler o vakit münakaşa ederiz.
Refik Bey(Konya): Bir encümenin teşkilini teklif ediyorum.
Reis: Bu bapta takrirler vardır
Riyaseti Celileye
Cepheden gelen arkadaşlarımızın ifadatını istimadan mütevellit kanaatime göre:
Evvela: Heyeti vekilenin hemen bu dakikada Kuvayı Munatazama ile Kuvayı Seyyare arasında müsademeyi intac edecek emirlerin tehiri tatbiki hakkında tedbiri acil ittihazı:
Saniyen:Meseleye Meclisi Alinin Vaz’iyed ederek aralarında beş veya daha ziyade arkadaşları (tahkik Heyeti) olmak üzere intihab ve bütün muhaberat dosyalarının tetkik ve tarafeyni istima ve hasıl olacak kanatlarının raporla Heyeti Celileye arzına memur etmesini selameti memleket namına elzem gördüğümden tahtı karar alınmasını ve Heyeti Vekileye serati tebliğini teklif ederim 31 Knunuuevvel 1336/İzmit Mebusu Sırrı
Riyaseti Celileye
Pek mühim ve hassas olan meselei hazıranın menafi aliyei vataniyeye muvafık bir surette halli için Heyeti Vekileden üç, Mebuslardan altı azadan mürekkep bir Hakem heyetinin teşkilini teklif ederim
Saruhan Konya/Refik
Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Ankara): Mesele bu gün tafsilat ve teferruatıyla Heyeti Celilenize arzedilmiştir. Celal Beyefendinin oraya giden heyet namına verdiği izahat ve Vehbi Bey’in vermiş olduğu izahat arzolunan tafsilatı İtman etmiştir.Şimdi son vaziyet,ordu birinci Kuvvei Seyyaresinin silen muzir bir hale gelmemesi için fiilen ittihazı tedabire başlamıştır. Binaenaleyh bu tedbirlerin bir an dahi tavakkufuna heyet teşkili, encümen teşkili, eğer bu okunan takrir gibi, verilen evamir ve talimatın tehirine badi olacaksa,Heyeti Hükümet,Heyeti Vekile bittabi buna muavafakat edemeyecektir. Çünkü Heyeti vekile bunun neticesine ait mesuliyeti yüklenmiş olacaktır. Bu meselede Heyeti Vekileyi müberra bir hale koymak ve teşkil edeceğiniz komisyonda meseleyi halledebileceğinize kani olursanız,o zaman komisyonları yapabiliriz.Bu bir Hükümet işidir.Yalnız Müzakere edelim.Hakikaten daha sehil,daha seri emin bir surette bir şekil hal bulacak isek tatbik edilsin.
Refik Bey(Konya): Paşa Hazretleri müsaade buyurulur mu? Biraz evvel arkadaşımızın izah ettiği veçhile meselenin hassasiyeti zatı devletince malumdur.Meydan verilmesin.Şüphesiz tedabir fiiliye devam edebilir.
Mustafa Kemal Paşa(Ankara):Beyefendi hazretleri,silah patlamadan ve bir fenalığa meydan vermeden halledebilmek için bir buçuk aydan beri geceli gündüzlü çalışmaktayız.Bütün arkadaşlarımız bunu pekala biliyor.Yalnız burada nazari çalışmak değil,bir buçuk aydan beri bizzat o arada gidip çalışmak suretiyle hadiseyi tevkif etmişim.İhtimal ki bir buçuk ay evvel, dün başlamış olan hareket başlamış olabilirdi. Bir buçuk aydan beri ordu kısmı küllileri bu meselenin haline hazır bulunuyordu ve düşmanla meşgul olamadı..Binaenaleyh bunun fazla imtidadına imkan yoktur ve görüyorsunuz Garp Ordusu Kumandanı İsmet Bey böyle bir ihtimali bertaraf etmek için Ethem Bey’e haber veriyor. “Ben Kütahya’yı işgal edeceğim,Kuvvei Seyyareyi oradan çekiniz” diyor.
Refik Bey(Konya): Dünkü izahatı Devletleri sırasında ve şekli zahirisi itibarıyla bu günkü vaziyetimize muhalif bulunan şu hareketi deruhte buyurduğunuz vazaifi aliyeyi hüsnü suretle ifaya azami fedakarlık, ihtiyar buyurulduğu tamamen kanaat bahş bir surette kalplerimize yerleştirmiştir..Arzu ediyoruz ki bu vazifenin yegane pişdarı ve tarihi Şanın muvaffakiyatına son hassas olan şu mesele halledilsin. Kendi hesabıma ve bütün milletin menafi namına kalbi teşekküratımı takdim ediyorum.Zaten izahatı Devletleri meyanında dahildir. Silah Patlamamasını temenni ediyoruz ve arzularımız da silah patlamamasını temin etmektir ve biz müzakereye devam edelim.memleketin menfaatına muvafık bir surette hallederiz inşallah.
Dünkü telgraf bize ait değildir.Sahibine aittir.Onun tutar yeri yoktur.Yüksek hissiyatınıza müracaat etmek suretiyle buna bir çarei hal bulunması ve Meclisi Alinin deruhte buyurduğu bir hal .Tekrar istirham ediyorum Paşa hazretlerinden.
Salih Efendi(Erzurum): Mademki bazı arkadaşlarımızın da beyanatı veçhile bu meselenin sulhen halli mümkün olduğunu Celal Bey itiraf ediyor, gerek Meclis gerek sizin şerefli riyasetinizden bunu temenni ediyorum.
Bir Mebus: Efendiler bazı meseleler ve vaziyetler vardır ki maatteessüf hüsnüniyetle halli çaresi bulunamaz.Bendenizde bu dakikada hasıl olan kanaat budur. Eğer birinci Kuvvei Seyare Ordunun ve Hükümetin kuvvetini görürse silah patlamaz, hallolur. Fakat oradaki ordumuzun mağlup olacağını görse,ayaklarının altını dahi hepimiz beraber öpsek yine de anlaşmak mümkün olmaz.mamafih bir sureti hal bulunursa şüphesiz hepimiz memnun oluruz.
İsmail Fazıl Paşa(Yozgat): Bunların üzerine sevkedeceğimiz zabitanın fikrini tamamıyla anladınız mı? Yani bu adamlar benim kulaklarıma değen işittiğim ekser zabitandan Müslüman, Müslümana kurşun atmaz.O halde bu şayia ne dereceye kadar icrayı tesir yapar?Bu cereyan bizim de kulaklarımızı doyurmuştur.Ordu muharebe etmez,Ordu efradı Kuvvayı Milliye karşısında dağılır.Bundan benim anladığım propogandadır ve bu bendenizce fazla propogandadır.Çünkü diğer taraftan diyorlar ki; kuvvetlerimize sahibi.Hükümetin her türlü evamirini icra ettiririz diyorlar.Fakat bendeniz istemem söylemeyi, selamet vatan namına söyleyeceğim.Bu gün İsmet Bey’in maiyetindeki karargah Müfrezesi ki en güzide bir şeydir onların zabitleri, böyle bir şey teklif olunursa ben yapamam dediğini zatı alilerine söylüyorum.
Bir Mebus: Kerem buyurunuz,şahıs tayin etmek iyi değildir
İsmet Fazıl Paşa (Yozgat): Şahıs tayin etmek iyi değil.Fakat selameti Vatan namına mecbur oldum, Söylemeye mecbur oldum.
Mustafa Kemal Paşa(Devamla): Beyefendiler; gayet elim bir vaziyet karşısında bulunuyoruz.Eğer Hükümet varsa ve Hükümet bir kuvvete istinat ediyorsa yapılacak şey,bu kuvvetin asarını izhar etmektir veyahut Hükümetin istinat ettiği kuvvet yoksa Birinci Kuvvei Seyyare Kumandanının Diktatörlüğünü kabul etmek lazımdır.
İsmail Fazıl Paşa(Yozgat): Efendiler; müsadenizle şurasını arzedeyim ki; söyleyeceğim şeyleri eğer bir hisse veyahut başka bir manaya hamlolunursa mukaddesatıma ve cenabu Allah’a yemin ederim ki, Mesele daima belki 50 seneden beri vicdanlarının çarpmakta olduğu ve bunun selametinden başka bir şey olmadığı için Celal Bey’in dediği gibi,böyle tüfek patlaması anında korktuğum şekiller vardır.Bunun için sulhen halli ciheti vardır. Korkarım ki elan kül altında kıvılcım gibi yanmakta olan İslamlar arasında bir kan dökülmek ve bunu vesile ittihaz edip sebebiyet vermek doğru değildir. Böyle olduğu taktirde öyle bir vaziyet ihdas olunur ki; çabalayıp çalıştığımız gayei mukaddeseye varamamak veya belki başka neticeler hasıl olur.Celal Bey deminden bir şeyler söylüyor.O adamlar emniyeti fiiliye istiyorlarmış.Rica ederim.Niçin bu nokta sorulmuyor?Ne imiş bu emniyeti fiiliye?
Efendiler malumu aliniz ki Ethem Bey denilen zatın toplamış olduğu kuvvetler bir takım yuvalardan toplanmış bir takım haşereden ibarettir.Mamafih içlerinde fırkai nizamiye de konulmuştur. Bianenaleyh oldukça şöyle muntazam bir kuvvet addolunur.Sırası geldi biz bu kuvveti Yozgat’a,Düzce’ye sevkettik.resen hizmet ettiler.Sonra bunların bu hidamatı mesbuklarına karşı olunca mükafatı da yaptık.Sonra Bolu’dan itibaren Antalya’ya kadar mümted bir Garp cephesi var idi ki; Malumu aliniz iki kumandana tevdi ettiniz.Bunlar iki üç ay çalışarak,çabalayarak ta Balıkesir’den Bursa’ya kadar 30 Km mesafede düşmanı ricat ettirdiler. Bunların Gayretlerini inkara mahal yoktur. Bu iki kumandanın himmet ve gayretleri vardır. Gediz’de hakikaten şayanı iftihar bir surette kış kıyamet demiyerek süngü hücumuyla düşmana hücum ettiler. İşte bu kuvvetler bir vahdet ve muntazam idare itaat içinde idi. Ethem de öyle idi. Pekala ne oldu sonra? Bir buçuk ay sonra ne oldu?Kalktı ayağa ben o vakit hasta idim.Eskişehir’de idim ve heyeti vekilede bunun hakkında cereyan eden müzakeratta ekseriyetle bulunmadım.Bunun derecesini evet bilmiyorum. Malumu alinizdir ki zamanı hazır harplerinde ve vesaiti seria ile galebe çalmak muvaffakiyet istihsal etmek mücerret itaat ve ciddiyet ve intizamla olur. Buna şekkü şüphe yoktur. Binaenaleyh bu çetelere intizam vermek, kıtaatı nizamiyeye iltihak ettirmek lazımdır. Hatta bendeniz Eskişehir’de hasta bir halde iken o vakit Fuad’a sormuştum.Ne yapıyorsunuz,bu gelen herifleri? Mürettebe yerleştirerek sen falanca tabur falan diye numara veriyoruz ve kıtaatı nizamiyeye iltihak ettiriyoruz. Mamafih bunlar durmayıp firar ediyor.Filan,falan.Yine de Ethem’in müfrezesi kalıyorlar.Hatta Fuad’a dedim ki Sen ethem’in kuvvetlerini daha ziyade intizama sokmuyorsun.Zamanı değil şimdi tamamıyla itaat halindedir ifadede zerre kadar mubayenet yoktur.
Emin Bey(Eskişehir):Bir soru sormaklığıma müsaade buyurulur mu? Hastalığınız zamanında ziyareti alinize gelmiştik.Fuad Paşa Hazretleri Petersburg’a tayin olunmuştu.O zaman bir vaka yoktu.Zatı aliniz bize buyurdunuz ki; korkarım ki Fuad’ın cepheden ayrılması bu milli kuvvetlerin isyanına sebep olur.O zaman bir ihsasınız mı vardı?
İsmail Fazıl Paşa(devamla):Müsaade ediniz söyleyeyim.Ayıptı bir babaya söylemek onu irfanınız anlamalı.O çocuk zaptu rapt altında bulundurulmalı.Korkarım ki o sesler de kulağıma gelmeye başladı.Onu Heyeti Vekileye sorun.Bunu müdafaa etmek nezaketime yakışmaz. Her ne ise şimdi ne oldu? Benim anladığım dinlediğim ve bildiğim ve emin olunuz ki efendiler ahvali sıhhıyem beş altı ay çekilip oturmaklığıma bir lüzumu sıhhi gösteriyor ve hakikaten öyle de kalacaktım.Vaktaki bu mesele çıktı.Bir takım önümde büyük,büyük kabuslar çıkmaya başladı.Aman aramızda bir fenalık olacak silah patlayacak olursa fena olur dedim.Bir zaman daha ben de belki bu meselenin sulhen hallinde vukubulacak tedabir vesairesine belki ufak bir reyim müsaade eder ve bu mesele için Billahilazim geldim.Geldiğim zaman Heyeti Vekilede işittiklerimi arzedeyim.Birincisi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Ethem Beyle Beraber buradan Eskişlehir’e gitmişler.Eskişehir’de ne oldu, ne olmadı? Ona dair malumatım yok.Ethem Bey’in Kütahya’ya firar ettiklerini beyan buyurdular.
Reis:Paşa Hazretleri izah ettiler efendim.
İsmail Fazıl Paşa(Devamla): Müsaade buyurunuz Heyeti Vekileden duyduğum şeylerden arzedeceğim.Bu ifadeler birbirinin müteselsilidir.
Mustafa Bey(Karahisarı Şarki): Heyeti Vekilede cereyan eden müzakere dursun.
İsmail Fazıl Paşa(Devamla): Kendi davamı ispat etmek için bildiğimi söyleyeceğim lütfen dinleyiniz.
Şimdi efendim.Ethem Bey’le birlikte gitmişler.Ethem Bey gece Kütahya’ya kaçmış.Vaziyetin ne şekilde olduğunu bilmiyorum.Miralay Kazım bey,Reşit Bey daha bir takım zevat buraya geldi.Görüşmüşler.Binaenaleyh onlara ne memuriyet verdi?Onlardan malumatım yok. Onlar gide dursun.Heyeti Vekilede iken telefon başına çağırıldım.,o telefonda Yusuf İzzet Paşa ve mebustan arkadaşlarımız 40 kişiden mürekkep zevat Heyeti Vekileye gelip bir müzakerede bulanacağız dediler.Biz de Heyeti Vekilede müzakerede bulunuyorduk.Bunu Mustafa Kemal Paşa Hazretleri telefonu bırakmaksızın söyledi.Biz dedik ki; bu müzakerenin ne bir sıfatı resmiyesi olabilir ve ne de onların murahhası olabilir.Binaenaleyh siz Mebusan reisisiniz,onlar da mebustur.Müzakerede bulununuz.Neticeyi bize bildiriniz.
Mehmet Şükrü Bey(Karahisarı Sahip):Heyeti Vekile bunu unutmuş ki Meclis hem icrai,hem teşrif.
İsmail Fazıl Paşa(Devamla): Her ne ise.Mustafa Kemal Paşa Hazretleri,bu zevata gider,konuşurlar.Netice nedir bilmiyorum.İhtimal ki bazı arkadaşlarımın malumatı olabilir.Benim malumatım yok.Hatta umuru şeriye vekili Mustafa Efendinin de malumatı yok.O da böyle nihayet son içtimamızda,çünkü benim derdim Ethem Bey meselesi neye müncer olacaktır? Şu vatan bir vartaya düşmeden orada içtima ettiğimiz gibi Ethem Bey meselesi hakkında yapılan tedabir neye müncer oldu,dedim Kazım bey’i bekliyorum,o vakit izahat veririm.Ondan sonra zaten bizi memuriyetten iskat buyurdular.Ondan sonra bize malumat kapandı.
Şimdi gelelim meseleye:Resmen bilebildiğim bu kadar.Şimdi vatka ki sabık kumandanlar ikiye ayrıldı.İsmet Bey oraya Kumandan gitti.Anlamadığım bir nokta var..Garp Cephesi bir kumanda altında idi.Eğer bunun ikiye taksim olunması bir lüzumu fenni ve tabiye üzerine lazım idi ise bir birine kumandanlar yakın olur.İcabında yekdiğerine muavenet etmek irtibat etmek için bir kumandan lazım. O kumandanın ne olduğunu bilemem.Kah Mustafa Kemal Paşa, kah Fevzi Paşa Hazretleri emir verir.Hatta bir kerede cephelerin ayrılması hususunda sordum ki; Paşa Hazretleri Başkumandanlığı deruhte buyurdunuz mu? Hayır dediler.Peki ala bu cephenin ikiye ayrılmasında bir mana göremiyorum,Şayet iki cepheye ayrılması maksat idi ise iki kumandan lazım.Bu yapılmadı.Vaktaki İsmet Bey o cepheye kumandan tayin olundu.Diyemem ki bunda bir maksat ve garez vardır,haşa.Zannederim ki hepiniz taktir edersiniz.Zamanında yapılmayan,hüsnü tedbir aynı bir sui tedbirdir.Şimdi gider gitmez İsmet Bey’in tatbik etmek istediği,orada bulunan Ethem Bey çetesini nizamiyeye iltihak ettirmek istedi.Acaba zamanımıdır onu bilmiyorum.
Mustafa Kemal Paşa(Ankara): Zamanıdır Paşa
İsmail Fazıl Paşa(Devamla): Onu bilmem.Pek güzel.Ethem Bey’in yaptığı tahribat bunu ikrar etmeyecek, nazarı itibara almayacak kimse yoktur.Mütareke oldu,(Mondros Mütarekesi—R.A–) düşman her yerimizi aldı.Sonra biz mücadelei milliyeye kalkıştık.Eli silah tutanlara müracaat etmek mecburiyeti vardı. Hiçbir vakitte hiçbir devlet gönüllü istihdamıyla memleketi tahrip ettirmez. Gönüllünün istihdamıyla onun ika ettiği tahribata mani olmak için hakikaten Hükümetin bir takım kuvvetli istinatgahlara malik olması lazımdır..Efendiler Aslan ,Kaplan Çetesi dediğimiz bir çete Kuvayı Milliye dediğimiz bu çetelerin yaptıkları şeyi biz bile Ankara da men edemedik. Hatta biz burada Riyaset Muhafızı namıyla ihdas edilen bir çete Arslan Kaptan namında bir adam Müdafai Milliyeye ait bir şeyi işgal ettiler aileleriyle beraber oturuyorlar.Gece vakti geldiler,bastılar,çıkardılar, kimse çıkaramadı. Vasfi bey ki memuru idi.O gece her tarafa ,nafıa vekaletine,Ankara valisine müracaat etti, önü alınamadı.Bunlar bir takım serseri adamlar
Mustafa Kemal Paşa(Ankara): tahkik ettim,böyle bir şey vaki değildir.
İsmail Fazıl Paşa(Devamla):Şimdi bunlar bir takım sersri adamlardır,bunlar haşerattır.Açıktan söylüyorum yapılacak tedabir ihtimal ki bunları sıçratır.Şimdi bunlara tatbik edilmek istenilen şeye müstehaktırlar.Mesela bir Kaymakam iki yüz kişi gönderiyor,kendilerine evamir ita eden ve intizam teklif eden adamlara,şöyle yapacağız,böyle yapacağız diyorlar. İşte bu adamları hazmetmişiz. Bunlardan ne çıktı? Bizi vuracaklar,bizi dağıtacaklar diyorlar.Emniyeti fiiliye bu meseledir. Hayatlarının muhafazaya alınmasını talep ediyorlar..Diyor ki; Kütahya Hakimini buraya iade edecek olursanız ben bunları idam ederim. İntizam teklif eden adamlar…aynı zamanda bakınız bunların affolunmayacak hareketlerine.Hakikaten bunlar için büyük bir ceza teşkil edecek bir meseledir. Dahiliye Vekaletine Reis Paşaya eğer Kütahya Hakimini buraya iade ederseniz idam ederim diye yazıyor. Yürük Efe’de bir kağıt yazıyor.Gönder istiklal mahkemesine bunları verelim diye. Ve yekdiğerinin aleyhinde bulunuyorlar.Eski Yeniçeriler gibi vaziyet alıyorlar ve yekdiğerinin aleyhinde bulunuyorlar.Bianaenaleyh bu mücahedei Milliyede bu gibi ihtilafata meydan verilmemek için T.B.M. Meclisinin şahsiyeti maneviyesine merbut olan ordular o mahallin reisine merbut olmaları lazımdır ve en büyük askerimiz Mustafa Kemal Paşadır, buna merbut olsunlar ve bu kumandanlar arasındaki ihtilafatı bu suretle izale edelim.
Dahiliye Vekili Refet Bey’in Konya vakası zuhurunda lazım gelen tedabiri ittihaz etmek üzere gitmesine karar verdik.Beyanı itiraz etti. Buradan ayrılacak olursam Dahiliye Vekaletine vazettiğim kavai mahkumu akamet olur,dedi.Bana ısrar etti Konya’ya muvakkaten şu on beş gün içerisinde işini bitirdikten sonra bir talimat vereceksin,umumi vaziyeti tespit ettikten sonra Vekil olursun.Sorarım efendiler yanındaki kuvvetlerle geldi o ikiye taksim olunan cephenin kumandanı oldu.Cenup Cephesi Kumandanlığını deruhte etti.Benim aklım ermez.Heyeti Vekile sıfatı üzerinde olmak üzere mahdut olan bir kumandaya nasıl iner? Ekser vakayide Baş Kumandanlık vazifesini kim görür? Dahiliye Vekili Refet Bey Afyon Karahisar’daki kumandayı deruhte etmiş, bu zat buraya nasıl gelir?Refet Bey Konya ve havalisinin,Mersin,Adana ve havalisinin ve Afyon’dan itibaren ta Akdenize kadar devam eden cephenin kumandanıdır.Ayrıca Heyeti Umumiyenin Kumandanıdır ve Dahiliye Vekilidir.Dahiliye Vekaleti ile kumandanlık beraber nasıl olur? Onu bilemem.
Şükrü Bey(……): Dahiliye Vekaleti ile kumandanlık nasıl tevhit edilebilir?
İsmail Fazıl Paşa(Devamla):Vakıa bu zevattan birini diğerinin makamına götürsek, o benim işim değildir,ona karışmam der.Onları makamı aslilerine getirmelidir.Sonra Fahreddin Bey benim en aziz arkadaşımın oğludur.Bunu Ali Fuad gibi severim.Erzincan’da beraberimde idi. Lakin bu adam Konya’da Suphi Bey’le birlikte Vali ve kumandanlık etti..Fahreddin Bey buraya gelmiş idi.Eli ayağı temiz bir zat idi.
Hamdi Bey(İzmit):Paşa Hazretleri müsaade buyururmusunuz?Refet Bey’in oraya gitmek hususundaki kararda imzanız varmıdır?
İsmail Fazıl Paşa(Devamla): Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle,Ali Fuat Paşa müsaade etmişti.Benim öyle bir kararım yoktur.O Kendi reyinde müstakil bir adam.Ben kendi reyimde müstakil bir adamım.Oğlum diye beni muaheze edemezsiniz.
Fahrettin Bey buraya geldi; benim kuvvei maneviyem bitmiştir ded.iki saat sonra Mustafa Kemal paşa hazretleri müsaade ettiler.O mevkide benim de kuvvei maneviyem kırılsa bende yapamam. Bu zat kumandayı tekrar deruhte etti.Vaziyeti tamamıyla anladım.Şimdi gider anlatırım dedim.Rica ederim bu adamda bir televvün var.pek öyle başımızda tutulacak adam değil.Selameti Vatan için bu adamları oradan getirttik.Şimdi Ethemi’de zincire bağlayıp bir tarafa bırakma ve yerlerine icab eden kumandanları koymak suretiyle emin olunuz mesele hallolunur.Bu izzeti Nefis meselesidir.Şerin İçtimaında ehveni şer tercih olunur. Sonra daha var.Ynai demek istiyorum ki,açık söylüyorum mesele,bu gün Ethem Bey ve tevabi müteneffizandan falan ve filan haklarında bizim tatbik etmiş olduğumuz muamelenin zemin ve zaman muvafık olarak yapılıp yapılmamasından ibarettir.Mazallah ya tüfek patlarsa.
Mustafa Kemal Paşa(Ankara): Patlamaz…
Hüseyin Avni Bey(Erzurum): Usulü müzakereye dair söyleyeceğim.Ondan evvel bir sualim var. Şimdi Hükümeti mevzu bahis etmekte mana nedir? Hükümet bu gün çaresine tevessül etmiştir.Binaenaleyh bu müzakereyi fazla görüyorum. Biz icraat yapıyoruz.Bize daha ne izahat veriyorlar.
Mustafa Kemal Paşa(Ankara): Efendim.Hüseyin Avni Bey’in bu meselede hakkı vardır.Doğrudur. Hükümet gibi düşünüldüğü zaman böyledir. Bu iş Heyeti Vekilede mesaili umumiye meyanında bir mesele gibi tahaddüs etmiş,tabi mesuliyeti var. O mesuliyeti idrak ederek buraya geldik,bu meseleyi halletmek mecburiyetindeyiz.Eğer bundan izharı aczedersek ve bunu hissederse belki o zaman fena olur,memleket batar.
Basri Bey(Karesi): Memeleket batarsa hepimiz batarız efendim.
Mustafa Kemal Paşa(Devamla): Efendim bu meseleyi Meclisi Alinize arz lüzumunu hissediyorum. Harekatın mebdeinden bu güne kadar bizimle istihsali gaye için sarfı mesai eden rüfekamızın gayrı kanuni isyankar harekatına karşı ittihazı tedabirdir. Bittabi bu kadar fedakarlık yapmış arkadaşlardan yine aynı gayeye suikast edecek bir kimsenin bulunacağını hiç kimse hatırına getirmez..Düşündük ki meseleyi sureti hususiyede ve sureti gayrı resmiyede halledelim.Tabi arkadaşlarımız Hükümetin malik olduğu kadar menabil istihbarata malik olmadıklarından başka,başka telakkilerde bulunabilirler. Binaenaleyh şayanı arzu görülür ki mesele bütün vuzuhu ile heyeti aliyenizce malum olsun. Bunlar hakkında şu veya bu tedbiri yapabilmek için Heyeti Vekile,Heyeti Umumiyenin bir kararını istihsal etmedi. Mesele Heyeti Vekilece malum idi. İşin tatbikatı fiiliyesine girişilmiş bulunuluyordu.Ümit ederim ki hepimizin arzu ettiğimiz veçhile mutlaka memleket ve millete nafi bir surette destrest olacağız.
Paşa Hazretlerine bir iki noktada cevap vermek istiyorum.Herhalde memleketin her tarafında Hükümet teessüs etmelidir ve yine gayemizin istihsal ve memleketin müdafaası için muntazam ordu meydana gelmelidir.Bu esasata muhalif olan muzır olan her türlü kanaatler imha edilmelidir. Heyet bu kanaatte olmakla beraber,bu gibi icraatın zamanı hulul ettiğine kani değildi. Böyle ufak tefek icraat için en münasip zaman olduğu itikadındayım.Mesela Demirci Efe,Yürük Ali Efe, bilmem Gök Demir arasında hakikaten taşkınlık eden Ethem Bey ve kardaşları bulunmuşlardır.Oraya gönderdiğimiz iki muktedir Kumandanın gayet basiretkarane tedabir neticesinde bu gün istihsal ettiği netice nedir? “Artık ben yoruldum,göstereceğiniz yerde istirahat edeceğim” dedi ve o yolda müsaade edilmiştir. Yanında hakikaten çokça kuvvet vardı ve halkı izrar ve Hükümetin teessüsüne mani oluyordu.Cinayatı na-mütenahiyeyi irtikap ediyordu.Tabi bu halde bırakılmazdı.Bu adamı boğazlamak mı istiyorduk? Hayır. Dairei edep ve itaat almak istiyorduk. Binaenaleyh kendisine ihtaratta bulunuldu.Fakat diğer taraftan Ethem Bey’in teşvikatı neticesi olarak oradaki ordu kumandanının kuvvetini tanımadılar.Silahlı olanların silahını aldılar.Fakat yine ittihaz olunan tedabiri akilane neticesinde hükümete iltihak etmiştir.Şimdi aldığım telgrafta Demirci Efe dehalet etmiştir.
(Telgraf Okundu)
Aman tüfek patlayacak ve bilmem ne olacak diye endişeye mahal yoktur.Kütahya kemali sükunetle işgal edilmiştir ve bir hadise vukua gelmemiştir.
Bir Mebus: Ethem Bey’in kuvveti nereye çekilmiştir?
Mustafa Kemal Paşa (devamla): Zannederim Gediz’e çekilmiştir. Ümit ederim ki Erkanı Harbiye Riyaseti kariben onları kuvvete muti etmeye mecbur edecektir. Mümkün olduğu kadar hüsnü suretle yapılacak, onlar tarafından sebebiyet verilmedikçe, verilmediği taktire orduca silah istimali matlup ve mültezem değildir..Ümit ederim ki mesele hallolunacaktır.
Hüseyin Avni Bey(Erzurum): Ya silah patlarsa, mesele ifşa edilirse ne olur? Ethem Bey büyüye,büyüye kar topu gibi bir şekil almış. Bakalım giden kuvvet ne yapacak,bunlara duracaklar mı? Bu gün Kütahya’ya gidildi, onlarda Ethem Bey’e iltihak ederse binaenaleyh yalnız Refet Bey meselesi değildir.Bilahare gelen telgraf mefadından anlaşılıyor ki, fikri kuvvetler memleket içinde bir fesat çıkarmak istiyorlar. Mesele bu olsa idi sureti halli gayet basit idi.Yarın karşısına Ethem Bey kuvvetleri çıktığı zaman ne olacaktır? Mesele Refet Bey meselesi değildir,hayır katiyen değildir.Bu mesele olmuştur.Sureti halli gayet basittir.
Şayet silah patlarsa meselesine gelince,Ethem Bey kuvvetleri ordunun karşısında duramaz.Dağılabilir,öteye beriye gidebilir.Bir orduya tevkif emri verirsek, üç misli, beş misli kuvvetle takip edebilir.Bunlar bu kuvvetimizden korkacaklar, ordu mukavemetini bir günde galip etmez.Ordunun tehiri hareketi muvafık değimlidir? İtilaf zemini yokmudur?
Mustafa Kemal Paşa(Devamla): Efendim arz edeyim. İtilaftan bahs buyuruluyor.Bu hükümete itaat ettirmek meselesidir.Bittabi itilaf mevzuubahs olamaz. Bazılarının telakki ettiği gibi, Ethem ve Refet Beyler arasında olsa, iki şahıs arasında itilaf zemini bulunabilir.Fakat mevzubahis olan Hükümet meselesidir.Bir buçuk aydan beri tedabiri muslihaneye tevessül edilmiştir.Eğer onları ikna etmek,takip etmek imkanını görse idik zaten bunların hepsine ihtiyaç kalmazdı.Muvaffak olamadığımızdan, ordunun kuvvetini bunlara karşı sevk ihtiyacı hasıl oldu.İhtimal ki yapılacak bazı teklifleri vardı ve neticeye vasıl olunurdu.Ancak resmen ve alenen Millet Meclisine karşı tecavüz ve taarruz etmiştir ve bundan dolayı derhal kumandadan azledilerek takibatı kanuniyeye tevessül edilmiştir. Fakat Meclisi Aliniz onu yapabilir,o başka. Hükümetçe yapılacak başka bir şey yoktur efendim. Cepheye giden arkadaşlarımızın mütaalaları da bu merkezdedir. Görülen vaziyet meselenin bu olduğunu ihsas ediyordu. Mamafih memleket bizimdir, o bizimdir, doğrudan doğruya açık söylesinler.Ethem Bey’in Arif Bey’in ve Atıf Bey’in meselesinin bu olduğunu tahmin ederim.Arkadaşlarımız çok hüsnüniyet sahibidirler.Bu meseleyi bidayetinden nihayetine kadar tetkik ettikten sonra hasıl olan kanaate göre muamele yapacaklardır. Malumu Aliniz bütün kumandanların çekilmesini arzu etmişlerdi.Fahreddin Bey’in,İsmet Beyin,Refet Beyin çekilmesini istediler.Sonra baktılar bu olmayacak, fazla geliyor arkadan teşvişe başlayalım dediler.Bu talepleri ile maksat, Hükümeti ellerine alıp tağallüp etmekti.
Hüseyin Avni Bey(Erzurum): Efendim, buyurdunuz ki; bu ahvale iki buçuk aydan beri vakıf idik, kuvvet yapmakla meşgul idik.O halde niçin tevehhüm vetereddüt ediyoruz?Buyuruluyor ki, o zaman böyle teşebbüste bulunmak için elimde vesika yoktu.Şimdi vesika vardır,Binaenaleyh bu zihniyet ve bu noktai nazarın tekevvününe mani olabilecek esbap ve tedabir ittihaz ettik.Sonra elimize kuvvet geçmişti, bu güne kadar niçin fırsat verdik? Mademki bir buçuk aydır kardeşi falan, heyeti mecmuası elinizde iken niçin tevkif etmediniz? Bu eşirrayı bir daha memleketin içine saldınız?
Mustafa Kemal Paşa(Devamla): Efendim, neticede muttali oldum, sonra memlekette mühim ve müseccel bir kudreti imha etmek doğru değildir.Hem o zaman hiçbir vesika yoktu.Şimdi elimizde vesaik vardır.Şimdi mektuplarını adamlarını tuttuk.Fakat nasılsa bu arkadaşlar da yanlış bir zihniyet hasıl olmuştur. Zannederim ki bidayette bir şey yapılamazdı.Bunların hataları görüldüğü zaman derhal onları imha etmek, en evvel varidi hatır olan şey değildir. O bir kuvvettir,tensik edilir, ıslahı hal ettirilmeye çalıştırılır, biz o noktayı nazarı takip ettik ve malumu aliniz daha çok çapulcu kuvvetleri vardı.Bunlar bertaraf edilmiştir.Kalan kuvvetler taazzuv etmişlerdir ve hakikaten ıslahı hal etmiş kuvvetlerdi ve zaman ile az çok müsamaha edilmek şartıyla daha iyi bir hale geleceğini tahmin ediyorduk. Fakat nasılsa teheddülü zihniyet hasıl olmuştur ve daha şedit ve seri tedabir ittihazına hükümeti mecbur etmişlerdir.Eğer böyle fena zihniyetlere sapmamış olsalardı elbette haklarında daha hayırlı idi.
Basri Bey(Karesi):Paşa Hazretleri müsaade buyurulur mu? Ethem Bey’le Balıkesir arasında bir münasebet yoktur.Hatta bendeniz şahsen Ethem Bey’le şimdiye kadar görüşmedim, tanışmıyorum. Yalnız bu güne kadar milli mücahit olarak alkışlanan Ethem Bey’in meclisin teşekkülüne amil olduğu beyan edilmek suretiyle, makamı Riyasetten alkışlanan Ethem Bey, eğer fena ise fenalıkları daha evvelinden görülmek icap ederdi. Ne bir fırka, ne bir şahıs namına değil, yalnız kendi kanaati vicdaniyeme istinaden arz ediyorum. Paşa Hazretleri benim kendi kanaati vicdaniyeme göre Ethem Bey’de bir ihanetten ziyade bir idaresizliğin neticesi vardır.Bendeniz Balıkesir’de yok idim, hali firarda idim. Ethem bey üç defa Balıkesir’e gelmiş, üç defa Karesi livası dahilinde harekat yapmış çapulculuğu vesairesi yoktur. Bir tavuğa dahi dokunmadığını iddia ediyor ve ispat ediyorlar. Çünkü Harekatı Milliyenin bidayetinden beri o harekatın karşısında bulunanların tamamıyla emniyet ve itimat hissettirmek suretiyle idare eden Kazım Beyin hüsnü idaresidir.Sonra memleketteki sui idarenin vaziyete hakimiyeti neticesinde Ethem Bey kuvvetleri (Gürültüler) bizim livamız dahilinde hiç çapulculuk yapmamıştı.Buna Kazım Bey şahittir.(Gürültüler) Ben kanaatimi söylüyorum.Ümmeti Muhammedin kanını düşünelim.Bir birine kırdırmayalım.
Zatı Devletlerinin şimdiye kadar tarihte ifa ettiği büyük hidematın en mühimi olmak üzere bütün vicdanımla tastik erdim ki….
Mustafa Kemal Paşa(Devamla): Beyanatı aliyeleri arasında cevap verilmesini lüzumlu addettiğim noktalar şunlardır. Diyorsunuz ki; Ethem Bey iyi adamdır.Halbuki öyle değildir. Ethem Bey şakidir.İdare edilerek kullanılıyordu.Şaki daima Şakidir.Bunun itimada şayan bir ciheti yoktur.Efendiler buna emniyet buyurmanızı rica ederim.
Basri Bey(Devamla): Eğer bu adam fena adam olsaydı, fenalığı daha evvelden mekşuf olurdu. Pek çok adamlar vardır ki halleri şayanı teessüftür.Söylemek istediğim noktaları dahi biraz imalı olarak söyleyeceğim.Çünkü bunu içimizde tevsik etmiş zevat var…
Mustafa Kemal Paşa(Devamla):Buna bu harekata hiyanetten ziyade idaresizliktir diyorsunuz.Eğer Garp ordusu Kumandanlığının teşekkülünden itibaren bu günkü idare olsaydı mesafe kalmayacaktı.Mesela bazı yerde koyunlar gaspolunmuştur. Hükümet ağzını kapamış, kulaklarını tıkamıştır. Müracaat eden insanların parasını vermiştir.
Bir Mebus: Yozgat’taki elli bin lira ne oldu?
Emin Bey(Eskişehir): Efendim Meclisin buna dair bir kanaati yok ki buna bir çare düşünelim.
Hüseyin Avni Bey(Erzurum): Usulü müzakereye dair söyleyeceğim.Reis bey, efendiler, sizden bir şey soran yok. Hükümet kendi kendine istediğini yapıyor.Neyi müzakere edeceksiniz(Gürültüler-devam sesleri)
Reis: Efendim söz alan daha bir çok arkadaş var. Katip beyler yoruldular.Celseyi on dakika tatil ediyorum.
Yoruma Kapalı.