***
Yarım kalan cümlelere, tıkanan hayallere artık dayanamaz olmuştu Ziya. Her an düşünceli bir hali vardı. Gözlem ve farkındalık çabası; yaşamın, elinde kayalıktan kum tanelerine evrilişi, insan yazgısının dönüp dolaşıp ölüm duvarına bir sinek gibi çarpıp son bulması; yaptığı işin anlamını aşağı doğru çekmeyi başarıyordu. Niçindi bu çaba? Nedendi bu konuşma zorunluluğu? İnsan düşüncesi ve hayallerinin yok olması, yalnızca yazıyla kayda alınabiliyor olması onu deli ediyordu. Yolda yürürken, yakaladığı çok ilginç tasarım ve cümleleri kaydedememiş olmak, kendi kendine konuşurken sözlerin uçup gitmesi haksızlıktı. Kimileyin Belgrat Ormanı’nda koşan eşofmanlıları görünce,” ben de” diyordu,” beni de alın aranıza, odamdan, odanıza…” Maç izleyenlerin kahkahaları, sövgüleri; bir babanın çocuklarını bir parkta eğlendirmesi… Bütün bu gözlemler, odasını, hiçten bir ip üstünde yürüyen cambaza dönüştürüyordu. Yazmayı- yazıyı bırakmayı, gitmeyi- kalmayı, ölmeyi- yaşamayı…. Bir ırmak gibi çağlıyordu aklında, bir sürü fikir. Saye’nin gölgesi onu hayata bağlayan bir uzaklıktı
Masanın üzerine güneş hangi saatte nasıl vurur, nesnelerin soğukluğunu tek tek nasıl emip gider, hangi saatte karşı penceredeki ihtiyar, kedilere yiyecek atar, tütün kokusu hangi saatte bütün bayatlığıyla odayı doldurur ezberlemişti. Buruşuk kâğıtlar, taşmış olan çöp kutusu, günlerdir odasında bekleşen kahve fincanları, çay bardakları, bozuk paralar, boş kâğıtlara çizdiği garip çiçekler, acayip suratlar, yazdığı bağımsız mısralar, aforizmalar… Karmaşanın içinde, kendine tahammül edemez bir haldeydi.
Bir anda bin yerde olmak istiyordu bazen. Geçmişin, bir yaz salkımı kadar tatlı anları, gökyüzünde, mavinin bir serin nefes gibi bakışı, yıldızların labirentin dışındaki var oluşu benliğini kendine çekiyordu. Bitirmek istiyordu bütün sayfalarını insanlık usunun. Yaşamın bütün sayfalarını yaşadığı ana derlemek… Bilmek arzusu içindeydi, alt etmek arzusundaydı insanlığın kalın kitabını.
***
SAYE SU-M.SİNAN KARADENİZ
Gönderen M.Sinan Karadeniz tarih 14 Temmuz 2010
Yoruma Kapalı.