MUTLULUK-ZEYNEP HİCRET

Tebessüm et! Zira tebessümün en iğretisi bile hayata küsmüş bir insana mutluluk kapılarını açar…

Ne mutlu oldum diye sevinmeli insan ne de mutsuzluğuna üzülmeli. İkisi de bu hayatın labirentinde kucak kucağadır. Ayrıca her şey zıddıyla bilinir. Korkuyla birlikte ümit, sevinç ile keder, doğum ile ölüm, huzur ile darlık. Biri diğeri olmadan kapıdan girmiyor. Şu halde berhudar olmalı. Dünyadaki hiçbir acının ve hiçbir sevincin sonsuz olmadığını bilmeli insan. Kaskatı kesilen heveslerin hayat damarına neşide olacağı günler yakındır.

Bizler nikbin olmalıyız ki bir gün münkariz hüsniyyatlar başını sabah doğumu gibi kırılmış ufukların ardından uzattığın da onu bütün iştiyakımızla kucaklayalım. Bedbahtlığın şahikalarında dalgalanan bayrağı, ancak ve ancak bu yakıcı ıstıraplarda kül olmayan, parçalanmayan metin eller indirebilir.

Sıhhatli şuur yegane ihtiyacımızdır bu zehirli yolculukta. Ve gerektiğinden iki katı fazla gören bir çift göz. Bu gözlerle baktığımızda en mutsuz anımızda bile bizi mutlu edebilecek ayrıntıları fark edebiliriz.
İnsanlar basit şeylere üzüldükleri gibi çok ufak şeylerden de mutlu olabiliyorlar.

Mutluluğu kendi elimizle yakalayabilme iradesine sahibiz. Hem her şer hayır sisleriyle örtülü değil midir?. Acılar ne kadar büyük olursa arkalarında da o kadar büyük mutluluk taşırlar.

İnsanın her oluşta iyi bir yan yakalayabilme yetisi var. Hayatını onurlu bir şekilde idame ettirmek isteyenler, bunu, pozitif ruhla başarabileceklerini bilirler. Yoksa etraf bizi mutsuz etmek isteyen insanlarla, olaylarla dolu. Hele bazıları sırf bizi mutsuz etmek için yaratılmış olduklarını düşünürler ve görevlerini ifada gecikmezler.
Eğer her şeyden nem kapar da, her şeyi aleyhimize sanarsak, ömrümüz viran köşelerde, giymekten nefret ettiğimiz bir kimlik içinde sonlanıp gider.
Bir bakıma hayatı bir sahne, kendimizi bir oyuncu gibi görürsek yaşadığımız acı tatlı ne varsa onları da rol gereği yaşadığımızı düşünürsek, bizi mutsuz etmek için yarışanlara aldırmayız.

Bazen ölüm sahnesi çekilir bu oyunda, bazen heyecan sahnesi, bazen iflas sahnesi, bazen kahkaha sahnesi, bazen yoksulluk sahnesi, bazen zirve, bazen de kayıp. Ne sevinçlerin cezp edici güzelliğine kapılmalı ne de kahırların kahreden akışına. Her oyunda olduğu gibi bu oyunda da iyi oynayana verilecek olan ödüle odaklanmalıyız.

Mutluluğa giden yol şair tarafından keşfedildi: Her Şeyi Oluruna Bırak.

Yazılmış olan neyse onu okumaktan başka çare yok. Ne nasihat ne tecrübe ne de ısrar yazılanı değiştirir. Eğer mutluluk yazılmışsa kimse onu silemez. Biz umut içinde olmalıyız, o son gün bile gelecek olsa yine de umut içinde.

Mutluluk detayı sever, onu görüp çıkarmamız için çabalamamızı ister. Bazen de öyle bağırarak, öyle aşikare durur ki, gözümüze girer adeta, yalnız sadece kafa gözüyle baktığımızdan onu fark edemeyiz.

Mutluluk kişinin bakış açısında yatar. Bakış açılarını olumlu kullanan kişiler mutluluğu doyasıya tadarlar.

Yoruma Kapalı.

Get Adobe Flash playerYapımcı wpburn.com WP themes