KİTAP VE OKUMAK-HALİL ÖZ

Bir arkadaşıma sormuştum: “Biraz paran olsa ilk alacağın şey nedir? ” İhtiyaçlarına ilişkin koca bir liste sundu bana. Listeyi gözden geçirdiğimde kitapla, okumakla ilgili bir şey bulamamıştım. Oysa aynı soruyu “Erasmus”, okumanın önemine binaen olsa gerek şöyle cevaplamıştı asırlar öncesinden. “Biraz param olursa kitap alırım; eğer artarsa yiyecek ve giyecek …”
Hayata bakış açımızdır ihtiyaçlarımızın sırasını belirleyen. Dünyalık arzularının peşinde koşanlar, tensel hazlarını yaşamın gayesi olarak algılayanlar için elbette okumak sıradan ve önemsiz bir eylemdir. Kitap da uğrunda para harcamaya değmeyen sıradan bir meta. Bu nedenle olsa gerektir ki ilahi hitabın ilk olarak “Yaratan Rabbi’nin adıyla oku!” nidasıyla tecelli etmesi şaşırtır bu tür insanları. Kendi sığ dünyalarında okumaya ve kitaba değer atfedilmemesine karşın okumanın “Yaratıcı” katındaki değerine şaşırır ve bir anlam veremezler.
Okumak insanlaşma sürecinin ilk adımıdır oysa. Formu belli olan ancak muhtevası belli olmayan biyolojik bir tür olarak başlarız yaşama. Formumuzu belirleyen ilahi güce karşın muhtevamızı(kişiliğimizi) belirleyecek olan bizim bilinçli tercihlerimizdir. Bebeklik döneminde olduğu gibi yetişkinlik dönemimizde de sadece ihtiyaçlarımız yön veriyorsa hayatımıza hayvanlardan ne farkımız kalır?
Doğrudan, iyiden, güzelden, adaletten yana değilse tercihlerimiz; küçük bir çıkar uğruna feda edebiliyorsak bu değerleri ya da, nasıl insan diyebiliriz kendimize? İnsan olma yolunda yapacağımız tercihlerin niteliği okumanın bizde oluşturacağı bilinç düzeyiyle yakından ilişkilidir bu yüzden. Yine bu nedenle “Okumayı insan olmanın şartı sayarım.” gibi iddialı bir cümle kursam abartmış olmam umarım.
“Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş bir baltadır.” Diyor Franz Kafka da. Donmuş bir ruh ve donmuş bir kafa ile insan olma yolculuğunu selametle bitirmenin mümkünâtı görünmüyor. Zihinleri ve gönülleri kuşatan zincirleri kırmanın adıdır bu nedenle okumak
Kültür ve medeniyet iklimimiz bize okumanın aynı zamanda düşünmek, tefekkür etmek olduğunu da söylüyor. Yani sadece yazılı olan kitap değil, görsel bir nitelik taşıyan kâinat kitabı da okunur tefekkür etmek kaydıyla. Ve biz okudukça anlarız bu büyük evrende aslında ne kadar küçük varlıklar olduğumuzu. Kitabı ve evreni Okudukça farkına varırız küçüklüğümüze rağmen içimizde saklı olan büyük gücün. Ve okudukça küçüklüğümüzle ters orantılı olan tahripkâr gücümüz arasındaki dengeyi sağlayarak başarırız insan olmayı. Ve biz yine Kafka’ya verelim son sözü. Ne diyordu usta yazar? “Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?”

Yoruma Kapalı.

Get Adobe Flash playerYapımcı wpburn.com WP themes