Unutmaktan korktuğu son cümleyi satırlayıp
İkinci mevki vagon kondüktörüne “Bak işte biletim!” diyerek
-Atladı atından aşağı rüyasında
Haçova meydan muharebesindeymişçesine-
Ne oldu ne bittiye gelmeden habersiz
Sakallar uzamış, doğuda bir kahve
Kimmiş lan bilin o aslan Türk ordusu,
Ölen kaymakam kimmiş
Ya generalin kefeni? sorusuna:
Generalin kefeni
Kumaştandır kumaştan
Kahpe Fransız girdi
Asker çıkmaz Maraş’tan
Türküsünü çığırtarak
Tabakasından,
Delinmiş tabakasından
Bir resim çıkarıp tütünlerin en altından
“Bakın bu adamdı kaymakamı öldüren”
Dikkatli bakın,
Çünkü hep unuttuğunuzdan ve çıkardığınızdan aklınızdan
Başınıza bunlar tekrar tekrar gelmede
Diye uzun uzun nasihatte bulundu çevresinde oturan
Üç serkeş dümbeleğe…
Bu dümbelekler kim diye sorulacak olursa
Birincisi pis işler çeviren bir uğursuz,
Dostoyevski en yakın dostu;
İkincisi romatizmalarından şikâyetçi
En az bildiği Molotof kokteyl nasıl atılırın ustası;
Üçüncüsü ağzında sigara
Kimdir nerden gelmiştir bilinmez
Elinde hep sarı sustalısı…
Üç dümbelekle çevrileceğini zannediyorsanız
Zannediyorsunuzdur ve de halt ediyorsunuzdur hayatta
Hayat bu üç dümbelekle sınırlı olsaydı Sayın Mösyö
Biz yerimizi başka bir yere ayırtmasını bilirdik elbet diyerek
Söylendi yol arkadaşına beriki…
Öteki o ara gözüyle diğer üçünü dikkatlice süzmektedir
Konuşmayan o dördüncüsü
Bir şey dememektedir
Bu olanları şu an
Kâğıda geçirmektedir.
2.
Düşman taarruza geçtiğinde kaçanlar
Ve evde oturanlar vardı kızım
İşte bunlar gâvurlardı.
Düşman taarruza geçtiğinde savaşanlar
Ve evsiz barksız kalanlar vardı
İşte bunlar Türk’lerdi,
Diye torununa bin bir gece masallarından sonra
Bir de özel gizli tarih dersi vererek
Uyumuş cimcimesinin yanağına bir öpücük kondurup
Yatağına usulca bıraktı o nazenin vücudunu
Kızın adı Esrar
Dede General
Ne olduysa o an oldu
Bir bomba patladı uzaklarda
Bir yaprak düştü ağaçtan
Bir sis düştü en yakın dağa ayazdan
Kız doğruldu pencereden baktı fakat bura İstanbul
“Ah dedeciğim ah” diyerek iç çekti
Kurşun Generalin kalbinden sekti.
3.
“O kahpenin dölleri girdiklerinde şehre…”
Diye başlayan nenesi
Kitaplığın en üstünden
Tozlanmış bir albümü dikkatlice indirip
Dirseğiyle albümün tozunu silip
Torununu çağırdı kucağına
“Bak kızım fotoğraflar,
Arkasında da bazı notlar,
Şiirler, şarkılar,
Belki yarım bırakılmış aşklar,
Biraz kan, biraz barut, biraz sevda kokusu,
Biraz ihanet, biraz geç kalmışlık,
Haydi oku da yâd edeyim geçmişi”
Diyerek uzattı torununa elindekini…
4.
Birinci resimde bir asker resmi
İstiklâl harbi, tarih okunamıyor
Arkada satırlar
Net okunuyor:
Beni bekleme vatan beni bekleme canım
Bayrak düşmesin diye elbet ben düşeceğim
Allah’a Resulüne feda olsun tüm kanım
Vatan düşmesin diye elbet ben düşeceğim
…
İkinci resimde bir atlı
İstiklâl harbi, tarih yok
Sağ elinde balta
Sol elinde bir kelle
Arkada bir şiir
Net okunuyor:
Bekle beni kaçma Bizans kralı
Ben bir deli balta bilesin Türk’üm
Ardımda bir ordu melek sıralı
Kıyamete kadar kesilmez türküm
Sanma sakın biter bizim soyumuz
Ölene kadar bizim bir sözümüz var
Arş’ı alaya çıkar uzar boyumuz
Beklesin geliyorum beni hain çar!
…
Üçüncü resim
İstiklâl harbi
Bir albay üniforması
Tarihin üstü karalanmış
Okumak zor
Arkada bir şiir
Net okunuyor:
Anlatmam sana Bizans çünkü sen bir kahpesin
Beni sorarsan eğer oyunbozan bir Türk’üm
İçinden çıkılmaz sanılsa da mahpesin
Operan karşısında yenecek seni türküm
Türk’ü vursan mihenge paha biçemez dünya
Ezan susmasın diye savaşanlar Türk’tür hep
Türk’e islamdan başka açamazsın bir dünya
Gayrisini söyleyeni aldırmadan durma tep!
…
Dördüncü resim
Soldan sağa sırayla
Belkıs, General, Esrar, Kaymakam, Vali ve…
Ve den sonraki resim kesilip atılmış.
“Bu resim neden eksik” diyen torun
Nenesine pür dikkat kesildi.
Nene:
“Hiç bir resim tamamlanamamıştır”
Dedi usulca
O an bir iç geçirip
Torunu kucağındayken son uykusuna yattı.
Esrar:
“Neneciğim!” diye fırladı düşünden pencereye
“Sirkeciye kar yağarken pencereden
Senin sokaktan geçtiğini düşlemek güzeldi”
5.
Albümün sayfası çevrilince
Bir mektup düştü yere
El yazısı bir mektup
Bir şiir:
Deden bilesin kızım sizler için bak öldü
Sana vereceğim nasihati kulağına küpe yap
Vatanı Yahudi ve İngiliz ırkı böldü
Sana nasihatim tek, bir olan Allah’a tap
Annen yavrucuğum bak ağlamadan bir dinle
Onu çarmıha gerdi bir Yahudi kahpesi
Oyun böyle işte bil her şey oluyor din’le
La ilahe diyordu anneciğin nefesi
Türklüğünü bırakma zira Nebi yoludur
Bil ki en üstün sensin sözü yakın verenin
İslam’ın kıyamette bükülmez tek koludur
Türklüğünü satmayıp düşmanını serenin
Satma son nefesini İngiliz’e Yunan’a
Oyuna getirmesin Yahudi’nin oyunu
Gâvuru sakın sokma o tertemiz Tuna’na
Yahudi görsün bilsin o kocaman soyunu
Kuduracak az kaldı Bulgar’ı sessiz sanma
Arkadan o köpekler ne oyunlar oynuyor
Dikkat et Balat’a ve elinde Fener’e
“Suda balık oynuyor canım sana kaynıyor”
Yoruma Kapalı.