Sen hristiyanken de sen beyazken de sen nefertitinin son çığlığıyken de sen nirvanadayken de sen pıt atarken sen kız babasıyken sen işsiz kalırken sen lanet ederken sen goool derken sen utanmazken sen pisuar kullanamazken sen pisuar kullanırken sen yurtdışından dönerken sen seferiyken sen kıravat takarken sen kandil mesajı yollarken sen cumhuriyet okurken sen radikal ekleri biriktirirken sen poşu sararken sen lokma yerken sen perişanken sen kucaktayken sen nurcuyken sen borçluyken sen obamanın barrağıyken de ben bendim. buradaydım. Allasen seni kafalamayan şu dünyada bir ben mi kaldım?
Bana ilişme.
Dönüşürken arkanda bıraktığın haltları temizlememi benden bekleme.
Teorilerini bana uygulama. Pratiklerini içime boşaltma. Bende şişkinlik yaratma. Beni dokuz doğurtma.
Kendi halimdeyim. Sakinim. Öfkeliyim. Beni kötü söyletme!
Ben senin giderek körelen zihninin ucunu sivriltmek için kullandığım kalemtraşın markasını mı vereydim?
Ben daha ne yapaydım?
Sen çok sivri oluyorsun ama lafını da işitmedim mi?
Sivriyim, kalbine mi batıyorum? Sivriyim, oturduğun yer rahatsız mı geliyor?
Senin çok sevdiğin çok ilerlemiş yolları pek temiz çöpçüleri pek hijyenik çok cool uluslar kategorisindeki yerini alamayan
Osmanlı’dan zaten geriye kalan ciğer beş para etmez öküz dolusu toprak kırıntısı, kulak akıntısı, sigara filitresi
-İstiklâl Harbi mi dedin o da nesi? olsa olsa kurutuluş hikâyesi.-
halkın yaşadığın bu yepyeni aydınlanmanın adını koyamamaktadır
Sen bunları bana söylerken
Yavaş ol
Ağır ol
Arkanı sağlama al
ben buradaydım.
Bir vakit ellerinde kitaplarla iki genç, tıpkı senin gibi ilişmişlerdi yancağızıma.
Oku bunları depresyonuna ilaçtır
Uğulduyor mu kulağına tıkaçtır
Akıyor mu burnuna sokaçtır
Gurulduyor mu midene bulamaçtır
Sorma gitsin bu konjonktürde bu peygamber pek revaçtır
Benim dilbaz kardeşlerim benim şahbaz biladerlerim
varın o ablak suratlarınızla o bazuka pantolonlarla
varın yolunuza gidin
dediysem de anlamadılar
gömdüysem de kafamı o sünger suratlarına anlamadılar
küstah dediler işte küstahsın
şu alemde deccal öldürse nefsine bir sen iştahsın
ucuz pespaye bihaber cahil yorgancısın
dedi ve gittiler
o vakit elime ev yapımı tazecik molotof kokteyllerini camlarına fırlattığım televizyon kanalı
uydudan yayın yapıyordu iki kanatlı iki kanaat önderinin karşılıklı kahkahalarla boğulan programıyla
Allah razı olsun sizlerden kardeşlerimin içinde geçen kardeşlerden keş yahut kart yoluyla
aldıkları balyaları FED faiz oranlarıyla oynasın da oynasın oynasın da oynasın diye filimli milimli araçlara yüklüyorlardı
ki aynı sırada gece yarısı şok baskınlarımla ferforje karyolasında diğer kanaat önderini gırtlaklamak bir diğeri hakkında ergenler arasında bel altı espriler yaymak suretiyle
öcümü almakta idim.
Şimdi bana sen ne söylesen sen de mi brütüs diyemiyorum
bir iddian kalmıştı doktor olacaktın
akademik kariyerinde noktayı vuracaktın
hani fötr şapkanla kuş tüyünle
hani bizi gezdirecektin
sarayburnunda modada devrimden sonra kurtarılacak ne kadar aile çay bahçesi varsa orda
senin iddian hiç olmadı
varsa yoksa elinde o kupon
ya tutarsa diye oynadın durdun
tutmadı.
Tavşanı tutan far avı.
The mean is far away