Uzunca bir zaman geçti. Ortalarda yoktunuz. Nerelerde olduğunuzu bilmek hakkımız olmayabilir ama neler olduğunu bilmek hakkına sahip olduğumuzu düşündüğümden bu soruyu sormak istiyorum. Neler oldu Murat Solgun?
Bir şey falan olduğu yok. Olduğumuz yerde saymaya devam ediyoruz. Ha birileri şimdi kalkıp da bir taraftan dünyanın en haklı insanları olduğunun altını çizerekten bize oh olsun diyebilirler ama ben onlara kahkahalarla gülüyorum çünkü olduğumuz yerde saymaya devam ediyoruz derken bunun manası eskiden ne isek şimdide oyuz demek. Hakikatin ve sömürülenin yanındayız. Mahallemizde on tane it bir arkadaşımıza saldırdığında kalkıp da itlerle beraber olanlardan değiliz. Zaten bu da mantık dışı bişey. Düşünsenize on tane it var sokakta onlara “hadi abi ben de sizinleyim” demek ne kadar trajikomik. Ha ha ha…
Müslümanların çizgisinden ayrı bir yerde durduğunuz söyleniyor. Müslüman’ım gel takılalım diyenlerden alabildiğine uzaklaştığınız söylentisi dolaşıyor birilerinin arasında. Ve yakında Türkiye’nin kaderi için tekrar hamleler yapılacak. Neler düşünüyorsunuz bu konularda?
Öyle ahım şahım düşüncelere daldığım söylenemez. Aklınızın hayalinizin almayacağı dertlerle boğuşuyorum çünkü. Bir ara Gebze’den Seyit adlı bir arkadaşım bana “Herkes kendi yavşaklığına müşteri bulmaya çalışmakla meşgul” ayarında vurucu bir söz söylemişti. Ben bu sözü yüreğime nakış nakış işledim. Çevreme baktım. Hakikat ayan beyan gözüktü. Herkes bak ben bu boku böyle yiyorum sende benim gibi yapabilir misin diye telaş içinde saçmalıyor durmadan. Arkadaşlarım dediğim insanların birçoğu sistemin zaten gönüllü elamanı. Önüne konulan iki elementten birini tercih etmeyene satılmış gözüyle bakıyorlar. Yani ya bu sidiği içeceksin ya da bu boku yiyeceksin sabitindeler. Yoksa şüphelisin gözümüzde diyorlar. Yani ya evet ya da hayır diyeceksin diyorlar. Bakıyorum birçoğu uyuşturucu almış gibi. Kendilerine ben Evet’ ede Hayır’ ada HAYIR diyorum diye açık ve basit bir şekilde söylediğim halde hala anlamıyoruz demekte ısrar ediyorlar. Zaten bir beyinsizden bir şeyi anlamasını beklemek en büyük beyinsizliktir!
Bir çözüm var mı? Bir birliktelik? Ne yapılabilir diye düşünüyorsunuz?
Bir beklentim yok. Herkesin canı cehenneme. Zaten dile pelesenk edilmiş bir söz var halkın ağzında: HAYIRLISI OLSUN. Bunun manası hakikatte “Umurum da değilsin sadece seninle görüşmelerim senden bir yarar temin edebilirim içindir, yani doğrusunu söylemek gerekirse de senin iyi falan olmanı istemiyorum “ manasına gelmektedir. Zamanın da bu işsizliklerimizin ve bu sıkıntılarımızın içerisinde “ben şöyle bir iş yapmak istiyorum ne dersin?” dediklerimin bir çoğu “sen bu işi yapamazsın, seni x yapmazlar,senden x olmaz” dediler. Bunun manası da “vay be adam uğraştı yıprandı hasedimden çatlıyorum, eğilmedi bükülmedi ama ben onun moralini bozmak için bir şeyler söylemeliyim” diye iletişim araçları yoluyla bana ulaşılabildiği kadar(!) ulaştılar. Ama unuttukları bir şey vardı bu salakbiledeğillerin. Bende moral bozukluğu olması için bir moralimin olması lazımdı. Olmayan şey nasıl bozulsun ki değil mi?
Yani en yakınımızdakilerden bazıları esasında bizlere numara çekiyor öyle mi?
Kesinlikle doğru. Benim tanıdığım birçok kişi henüz putlarını kırma paritesine erişemediler. Bu çok doğal mesela aylar önce biri ile karşılaştım bana sokakta açık açık kâfir(!) dedi etmediği küfür kalmadı ve sonra da nereye gitti bilmiyorum ama Müslümancılık oynamaya gittiği kesin(!). Bu tipinde unuttuğu bir şey vardı. Bu ne ilkti ne de son olacaktı. Ama üzüntüm sadece şu. Ben bu insanlara kul hakkımı asla helal etmiyorum. Onlarda etmesinler. Ama unutulmaması gereken bir şey var. BİR İNSANIN BİR İNSANA KUL HAKKINI HELAL EDEBİLMESİ İÇİN ÖNCE KENDİSİNİN KUL OLMASI LAZIMDIR. Bu tipleri merak ederim hep. İnsanlar hakkında kulisler kurar gizli toplantılar yaparlar,mesleklerine göre ayrımlara tabi tutarlar, onları seçerler hatta alkışlarlar.Yaptıkları da tarih kitaplarından ve birkaç kişiden aldıkları söylevlerden başka bir şey değildir.Bunların hayatı falan yoktur. Söyleyebildikleri sadece güçlerinin yettiklerine hakarettir. Bunlar eğer hem böyle davranıp hem de biz son peygamber Hz. Muhammed’in ümmetiyiz diye zırvalıyorlarsa gitsinler bir aynaya baksınlar. Burada sırtlarını dayadıkları partiler vesaireler şimdilik onları kucaklarına almış olabilir ama öte tarafta zebanilerin kucağına düşecekler bu zavallılar ama ne yazık ki haberleri yok.
Yani eleştirilere kapalıyım diyorsunuz?
Benim bir şey dediğim falan yok. Hüküm O’nun. Bu seferde ben bir soru sorayım. İnsanların ne olduklarını belirleyen bir kurum mu var yeryüzünde Allah’ın belirlediği? Kim kimi neye göre ne olarak ne menem bir şeyden sayıyor? Dünya yüzünü bize açık açık gösteriyor kadim zamanlardan beri işte. Herkes Allah’ı oynuyor. Ama bilinmesi gereken bir de hakikat var ki kim Allah’ı oynamaya ve kendi nefsine göre ve menfaatine göre birilerine elindeki tağuti güçle bilet kesmeye kalkışırsa Allah’ da onların biletlerini keser. Bu yüzden kafam da gönlümde çok çok rahat. Ayrıca soruyorum. Allah’ mı lan bunlar? Diye. Üzüntüm ise bir türlü normal bir hayata giremememizdir.
Siyasi partiye üye olan ya da bir siyasi partiye mensup tanıdıklarınız var mı peki? Varsa onlar hakkında ne düşünürsünüz içten içe?
Şimdi öyle bir soru sordunuz ki ne tarafından tutmaya kalksam olmuyor. Şöyle açıklamaya çalışayım. Mesela benim dağa çıkmış arkadaşlarım vardı zamanında. Bunlarla biz aynı ortamlarda yedik içtik yattık kalktık. Bu mevzuları da sabahlara kadar İstanbul’un insan girmemiş sokak aralarında konuştuk. Yani sağda da solda da yüklüce tanıdığım insanlar var. Bunların hemen hemen tamamı ya iyi bir niyet peşinde olduklarından ordalar ya da saflıklarından ordalar. Yoksa üçüncü bir alternatif içerisinde olanlarla zaten karşılıklı olarak kılıçlarımızı çok eskiden beri çekmiş bulunmaktayız.
Buradakiler nokta kom sitesi tekrar açıldı uzunca bir aradan sonra. Nasıl oldu bu?
Benden beş kuruş çalışmadı sitenin açılması için. Ha param olsa kesinlikle en büyük desteği verirdim ama şu berbat dönemimin içinde öncelikle nasıl ve nereden başlayıp da yaşamaya kaldığım yerden devam edebilirim sıkıntısındayım. Biraz borcum var uzunca bir zamandır veremediğim birkaç iyi insana. En zor zamanımda yetişmişlerdi çığlığıma bu insanlar. Elbette ki işler yoluna girer girmez öncelikli onlara borcumu ödemek olacak ilk işim. Ama dediğim gibi Buradakiler Dostum Hasan’ın özverileriyle açıldı. Burada da istesek çok şey yapabiliriz ama sindire sindire gidiyoruz şimdilik. Çünkü ne imkânımız var yoğunlaşmak olarak ne de takatimiz var.
Takat derken, takatiniz yok mu?
Kesinlikle yok. Ben annelerinin eteği altına sığınıp da büyükşehirlerde kendilerine bir işe kapak atanlardan biri değilim ve hiçbir zaman da olamam zaten bünyem müsait değil. Bakınıyoruz soruyoruz ilerde arkadaşlarla nasıl beraber olabiliriz diye güzellikler düşünüyoruz. Ama bu zulümler bizi yıldırmıyor. Hiçbir işe yaramayan insan kitap okumalıdır diyorum onlara da. Yapacak bir şey yok diyenlere şaşırıyorum. Evet, kitap okumak insana para kazandırmaz belki para bile kaybettirir ama ben insanların ruhlarını doyuramadıklarını ve bu yüzden en alengirli yalanlarla ve fitnelerle birbirlerini yok ettiklerini gördüm hayatımda. Peşimde belirli menfaatler için koşan insanların hepsi sırtlarını döndüler bana hayatta. Ve en büyük kalleşliğide muhafazakâr denilen Müslümancıklardan gördüm hayatta. Diyeceğim şudur ki Türkiye’de yaşamak istiyorsanız BEN merkezli yaşamayı kabulleneceksiniz. Çünkü herkes bunu yaşıyor. Anormal gözükmemenize birebir kesin çözüm bu.
Yani materyalizm artı kapitalizm ortadan kaldırılması gereken baş sorunumuz öyleyse?
Burada bir şey diyerek araya gireyim. Ruslar “Komünizmi emniyete almak gerektiğinde Prag’a girmekten kaçınmamıştık. Ya kapitalizmi emniyete almak gerektiğine karar verirsek?” diye ince bir alayda bulunurlar. Yani kapitalizmi materyalizmi yok etmek için nereye girecez kimlerle savaşacağız. İngilizlerle mi? Bir iç çamaşırı reklamı vardı çocukken öyle hatırlıyorum alt iç çamaşırın markası “Kapital”di. Reklam da çocuk “Ulan kapitalizm kıçımıza kadar girdin” diyordu. Mesela budur esasında. Eskiden olduğu gibi milli bir pazar şart. Ama insanlar nasıl bir hayat yaşamak istiyorlar bu onların belirlediği bir şey. Demokrasilerde nitelik değil nicelik önemlidir. Türkçesi şu: Çobanın oyuna değil de koyunların oyuna bakılır demokrasilerde. Malum koyunlar daha çok.
İbn-i Haldun’un devletler görüşüne göre silinir miyiz peki devlet olarak?
Silinmemiz şartsa silinelim ama haysiyetimizle silinelim fakat bu mümkün gözükmüyor. Yahudiler bir ülkenin insanlarının yok edilmesi taraftarı değildirler. Onlar kişilerin kılık kıyafetlerine bakmazlar. Ruhlar ele geçirilmişse sorun yoktur. Türkiye’de bu girdaptadır uzunca bir zamandır. Ama kimsenin bilmediği bir şey var. Onu da ben size söyleyemem. Çünkü çevremde o kadar çok salak var ki bir şey söylediğinizde kaynak göster diyorlar. Benim üzüntümse kaynağı gösterdiğimde o kaynağı okuyabilecek kapasiteye erişmelerinin imkânsız oluşuna kesinkes inancımdır.
Ruslar ve Amerikalılar var ama dünyada. Amerika ne kadar süper güçse Rusya’da hala öyle değil mi peki? Ya da Türkiye bu işin neresinde?
Bir hata var benim kabul etmekte zorlandığım bir komiklik. Şimdi Ruslar ve Amerikalılar zaviyesinden bakıldığında diplomasi diye bir şey çıkar karşımıza ve bu ince bir meseledir. Bu iki devlet birbirleriyle anlaşmalıdır. Mesela karşılıklı çıkarlarının ispatı cinayeti çözüp katili bulalımla değil meseleyi unutalım gitsin de karar kılmış olmalarıdır. Türkiye’ de de belirli bazı güçler var. Bunlar da onların fotokopisidirler. Zaten Rus entelijansiyası büyük çoğunluk olarak Yahudi’dir. Amerikalıları hiç konuşmayalım.
Türkiye’de ama İslam ve Türklük değerlerini koruyan nice yerler ve kişiler yok mu peki?
Olmaz olur mu? Hepsi tüzüklerle ve yasalarla donatılmışlardır(!) Ve ancak birbirlerinin canını acıtmamak üzere hakikati gizlemektedirler. Ben her zaman söylerim. İslam’a Müslümanlar kadar zarar veren kimse olmamıştır eskiden beri. Yalnız bu Müslümanlar nasıl Müslümanlardır bunu iyi anlamak gerekiyor tabi. Yoksa Kur’ an da müminlerin özelliklerinin sayıldığı gibi bir Müslümanlıktan bahsetmiyorum. Gündeme bakın İsrailliler iftar yemeği veriyor komik değil mi. Yani şunu iyi anlamalıyız. Ülkemizde az İsrailli yok değil iftar yemeği veren.
Devam Edecek…

Yoruma Kapalı.