piç demeye kalkışmışlardı bir keresinde bana
sadece babam evde değildi!
bu bedestenden
ne varsa almaya kıyamayacağın
bu sabah erkenden
hepsini bizim namusu yerinde çerçiye verdim
onunki basit bir siftah meselesi iken
benimkisi büyük bir iştahsızlık diyelim
hadi rıza-ı ilahi için satıp para kazansın adamcağız
adım rıza ama razı değilim ulan
dişimi görünce hemen arazi olan senlerden!
dahasını bilmek istersen
sırtını dön istersen
seni bir güzel kaşıyabilirim
tırnaklarım uzunken
tırnaklarını da mı sattın diyebilecek kadar aşağılıklaşırken sen
biz çerçiyle gizli antlaşma yapmıştık oğlum
-senin yeterince alışık olduğun türlerden-
o eşyalarımın hepsini almak için
emaneten
sırt kaşıma eli vaat etmişti bana
bir gün bir yerleri kaşınabilir diye birilerinin
onunla şimdi seni bin parçaya ayırmak varken
sen sen sen
sırtını dön istersen!
istemezsen yüzünü yere düşüren bin parçayı
bir araya getirmek üzere
bütün yapbozların çekebilirim ipini
ama pes dersen
pislik etmezsen
boş yere yutturduğun jetonlarımı geri verirsen
jack’in boot’unu çıkarmak için
jack’i boot’undan edersen
jack’e belki botunu ters giydirirsen
yani her şeyin bokunu çıkarırken
düşürdüğün jetonlar yerine yine
çıkartabilirim seni düştüğün
betonların detone örekesinden…
sıkıyorsa bana bir kere daha piç de istersen
dedem yok olmayabilir ama çünkü ben varım
oğlum lan sen yok ya sen
kaldırılan filmler gibisin gala gecesinde ilk gösteriminden!
-ve artık bütün alyuvarlar mikrop dostudur!-
sinema olmazsa televizyon dersen
boşuna yekinme oğlum çekmiyor senin anten!
FATİH ÇODUR
Yoruma Kapalı.